Image
Hayatın İçinden

Minimalizm ve Sade Yaşam Ne Demektir?

minimalizm ve sade yaşam

Minimalizm; sözlük anlamı olarak minimum, küçültülmüş, en az gibi kelimelerin türemiş hali olarak geçiyor. Minimalizm ilk olarak yirminci yüzyılın ilk yarısından sonra bir sanat akımı olarak ortaya çıkıyor. Günümüzde minimalizm yeterli olan en minimum şeylerle yaşamak anlamındadır. Bunu daha sonra açmak üzere sade yaşamı tanımlayalım. Sade yaşam ise gereksiz olan hiçbir şeyin hayatımızda olmamasıdır. Düzenli, derli, toplu ve temiz bir yaşam için sade yaşam felsefesi uygulanıyor. Aslına bakarsak minimalist olmak ve sade bir yaşam bizim özümüzde var. Bu zamana kadar olan tüm dinler ve öğretilerde sadeleşmiş bir hayat sürmek öğütlenmiş. Japonların hayatı sadeleştirmek için derle, topla, rahatla düsturunu okumuş olabilirsiniz. Şimdi sırasıyla bazı noktaları açalım.

Neden Hayatımız Minimal ve Sade Olmalı?

Hepimiz belli kültürlerden, adet ve görenekleri olan ailelerden geldik. Türk kültüründe ev, eşya, çeyiz o kadar önemli ki hayatımız onlara hizmetle geçiyor. Evlenirken eşyaların kolay temizlenebilmesi ve toz alınacak eşyanın fazla olmaması için çok uğraştım. Ama olmadı, kırmamaya çalışırken istemediğiniz kadar eşya ile ev doluveriyor. Üzerine bir de ev görmeye gelenlerin getirdiği hediyeler var.

Birkaç yıl önce sağlık sorunları ve toplasam da çabuk dağıldığını fark ettiğim evde çıkmaza düştüm. Artık o eski ben yoktum. Evi temizlemek temiz kalmıyordu. Çocuklar, günlük telaşeler ve hep temiz görmek istediğim ev. Her gün süpürüp silmek zor olunca neden uğraşıyorum diye düşündüm. Zihnimde bir yangın oluştu ve bazayı açtım. İçinde sırf annemin korkusundan saklayıp durduğum her şeyi çıkardım. Patikler, yataklara uymayan nevresim takımları aklınıza gelebilecek her ürünü topladım. Anneme götürmek üzere kapının girişine yerleştirdim. Yeni aldığım kitabı hatırladım. Açıp okumaya başladım. Marie Kondo isimli yazarın Derle, Topla, Rahatla kitabı. Okudukça okudum; akşam olmuştu. Kalktım ve odaya gittim. Yıllardır zayıflarım diye beklettiğim annemin diktiği etekler, kıyafetlerden olmayanların hepsini 5 dakikada çöp poşetine doldurdum. Oh dedim. Kitap bana öyle bir destek verdi ki bu benim hayatım diyebildim. Eşimin hatıra diye kalmasını istedikleri oldu. Tamam dedim. Bazılarını bıraktım ama ikinci dolap temizliğinde onlarla da vedalaştım. Altı kapılı dolap yarı yarıya boşaldı. Sebebi çok kıyafetim olması değil. Ben alıp saklamam. İhtiyacım olmayanı almam. Sadece bedenime olmayanları çekindiğim bilinçaltı hisleriyle veremiyordum. Bu şekilde bütün çekmeceleri elden geçirdim. Çocukların dolaplarında öyle bir sorun yok. Zaten sınırlı kıyafetleri var. Sıra mutfağa geldi; eskiden gelen gidenim çok olurdu. Servis tabakları yetmezdi. Bir markanın plastik gibi olan ürünlerinin birkaçı hariç hepsini topladım. En sağlıklı ürünlerden biri camdır. Oldukça kahvaltılık ve sunum için cam ürünüm vardı. Bu yüzden hediye olup veremediğim, kullanmadığım eşyaları poşetlere doldurdum. İhtiyacı olanlara verdim. Kahve takımları, tepsiler, süs eşyaları, sunum araçları ve vitrin ürünleri ile vedalaştım. Vitrini evde yer bulamadığım fazla kitaplar için kütüphaneye çevirdim. Veremeyeceğim eskimiş ürünleri attım. 2 adet halinde masa örtüsü, nevresim, sehpa örtüsü gibi ürünleri bırakıp gerisini hurca koydum. Sandığım boş kaldı, dolabım yüklerinden arındı. Ekmek tüketmeyi bırakalı bir süre olmuştu. Ekmek makinemi sattım. Çocukların oyuncaklarını verdim, bir kısmını sattım. Bu bir kerede olan ve biten bir olay değil. Hep aralıklarla olması gerekli.

minimalizm ve sade yaşam

İçinden çıkamadığım diğer bir sorun çekmece düzeni idi. Ne yapsam olmuyordu. Bir şeyi alırken tüm çekmeceyi dağıtıyordu evdekiler. Marie Kondo çamaşır katlama ve dizme yöntemi 5 çekmecelik eşyayı 2 çekmeceye sığdırdı. Yönteme göre her kıyafet, nesne en ufak dikdörtgene indirgenerek katlanır. Sonrasında çekmeceyi açtığınızda hepsini teker teker görmemiz sağlanarak dizilir. Bu dizim şekli yatay ve üst üste değil, dikine sırt sırtadır.

Minimal bir hayat ise yaşam alanınızı olabildiğince küçültmek, azaltmak. Emsallerini görmüşsünüzdür; karavana taşınanlar, evlerini küçültenler. Yani hayatlarına her anlamda minimalizm felsefesini uygulayanlar. Bana kitap noktasında sadeleşmek ve çatal kaşıklarımı azaltmak uymuyor. Koltuk sayımı azaltmak, masamı küçültmek uymuyor. Size de uymayan küçülmeleri uygulamanıza gerek yok. Her ailenin gereksinimleri, genişliği farklı. Çok eş, dostunuz yoksa ya da eve çok misafir alamıyorsanız ihtiyacınız olanlar azdır. Geniş bir aileye sahip bireylerin yatak, yorgan sayısı fazla olabilir. Ben masamı büyütmek bile istiyorum.

Eşyaları satıp yenisini almak yerine dönüştürmek de bir sadeleşmedir. Evlendiğinizde koltuğunuzu kumaşının güzelliğine bakıp aldıysanız ya da çok minderli bir koltuksa hepsi değişebilir. Fazlalık olan bir dolabınızın raflarından balkonda kendinize köşe yapabilirsiniz. Masa, çiçeklik, sedir gibi ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Bu örnekleri çoğaltmak kendi hayal gücü ve yaşamınızdadır.

Bu Konudaki Okuma ve Araştırmalarımdan Öğrendiklerim Neler?

Bu bir süreçtir. Hepsini bir anda yapamayabilirsiniz. Sabır ve devamlılık başarıya ulaştıracaktır.

-Her odaya girip düşünüp, plan çıkarın. Bu oda nasıl en kolay temizlenir? Bu odada neye ihtiyacım var? Son altı aydır kullanmadıklarım neler? Hangilerinden vazgeçebilirim? Hangi ürünler en çok kullandıklarım arasında?

-Sınıflandırmaları yaptıktan sonra verilebilecekleri ihtiyaç sahiplerine verin. Satılabilecekleri satın. Kalanları bir köşede bekletin. Deponuz varsa iyi bir seçenek olur.

-Arınma işleminden sonra sıra düzenlemektedir. En toplu, işe yarar, kullanımı kolay olabilecek şekilde çekmece ve dolaplarımızı düzenliyoruz.

-Bundan sonrasında iş biriktirmiyor, istiflemiyor, israf edercesine almıyoruz. Günlük rutinlerimizi yaptık. Evimize hediye gibi bir ürün geldi diyelim. Duygusallığa gerek yok. Gidip değiştirin. Seçenek yoksa ihtiyacı olana hediye edin. Bir ihtiyacınızı alırken 40 kere düşünün. Gerçekten ihtiyaç mı? Baktınız onsuz tıkanıyorsunuz alın. Kenarda beklemede olacak malzemeleri almayın.

Bu kadar eşya evden çıkınca kolay alan biri olmasanız bile artık hiç kolay alamıyorsunuz.

Farklı Açılardan Sadeleşmek

-Bu hayat tarzı hayatımızda her alana yansıtabileceğimiz bir yöntem. Yüklerimizden ruhsal, fiziksel, beşeri ilişkiler açısından arınabiliriz.

-Sanki Yedim Camii var; hikayesi ne kadar doğru bilmiyorum ama bu yönteme bir misal teşkil ediyor. Lüzumsuz olanlara vereceğimiz parayı biriktirsek ihtiyaç sahiplerini, bir yetimi sevindirsek güzel olmaz mı? Diğer bir yönüyle fazlalıkları, artık ihtiyacımız olmayanları satıp o parayla güzelliklere kapı aralayabiliriz. Ekmek makinemden bahsetmiştim. Hiç uğraşıp satasım yoktu. Çünkü bir kez denemiştim aylarca satılmamıştı. Paraya çok ihtiyacı olan birine yardım edemediğim için üzülmüştüm. Ekmek makinemi satılığa çıkarırken; 500 liraya satılsın bu parayı vereyim diye niyet ettim. 2 gün sonra ekmek makinesi yeni sahibindeydi.

-Önemli olan tüketmeden sadeleşebilmek.

-Sadeleşmeyi konuşmamız bir yönden ilginç. Bize sade bir yaşamı öğütleyip, örneğini yaşamıyla göstermiş son peygamberden sonra tekrar öze dönüş mü başlıyor?

-Japonların hayatı sadeleştirmek için derleme ve toplama sanatı tüm dünyada yayılıyor. İnsanlık eşyaya hizmet yerine anı yaşamayı ve kendine hizmet etmeye yöneliyor.

Siz ne düşünüyorsunuz?


Yorumlar(0)

Yorum yazın

Email adresiniz gözükmeyecektir. *